24 Mart 2013 Pazar

''durup dururken seviyorum işte. sevip duruyorum.'' diye yazmış Oğuz Atay. bana sizi hatırlattı bu dizeler. kendi kendime tebessüm içerisinde olduğumu farkettim, sonra kendime çeki düzen verdim. biliyor musunuz bayan nightingale; bazen çok zorlanıyorum size karşı harekete geçen duygularımı dizginlerken.

içimde bir tarla var ve o tarlada açan çiçekler. siz o tarladan geçip gidiyorsunuz her sabah her akşam her pazar, pazartesi, salı... bastığınız çiçekleri toplayıp kurutuyorum. sonra kavanozlara dolduruyorum onları. kavanozları göğsümün derinliklerine yolluyorum devrisi sabahları. uykularımdan uyandığımdaki o kısa süreli sıkıntılarım sanırım bundan kaynaklanıyor.

içimde bir mühür var bayan nightingale, üzerinde isminiz yazan.

23 Mart 2013 Cumartesi

az sonra kapıdan içeriye adım atma ihtimaliniz o kadar muhteşem ki, bayılıyorum bu huzursuzluğa. şimdi  bu müzik eşliğinde bekliyorum sizi ve benlerinizi.

13 Mart 2013 Çarşamba

size anlatmak istediğim o kadar çok duygu var ki; sanki ilk kez yaşıyormuşum gibi. yumurtanın içinden can havliyle çıkan bebek gibiyim sanki.

baksanıza üç cümleyi doğru şekilde bir araya getiremiyorum. fragmanlar dolanıyor evrenimde ve bazen uçsuz bir korku sarıyor bedenimi, sizi düşününce. sonra hissizlik başlıyor sıtmalı bir hastalıktan çıkar gibi.

arzular, idealler ve egoların savaşında yorgun düşüyorsunuz zaman zaman; şöyle bir kenara oturup bir bardak su içmenizi ve Ravel'in Bolero müziğiyle zihinizi rahatlatmanızı salık veriyorum..

12 Mart 2013 Salı

''bilmiyorum ya... bu konuda ne desem çok saçma'' dediğinizde bende oluşan yürek ağrısı bütün eklemlerime hasıl olup sanırım bütün hayatımı etkileyebilecek türdendi. ya da benliğim bana yine bir oyun içerisinde beynimi de kandırmıştı.
sizin ellerinize dikkat ettim de geçen gün vapurda, bir martı inceliğinde süzülmekteydiler gözlerimin önünde.

11 Mart 2013 Pazartesi

yaşam yeni bir eğretileme sundu bana bu yeni coğrafyada. zaman zaman, katlanılması neredeyse imkansız, sinir bozucu ve yıpratıcı olsa da güzel.