9 Şubat 2014 Pazar

kapkaranlık bir sabahtan günaydın size bayan nightingale. 

hiç olmadığım kadar ihtiyacım var ellerinize; ayalarınız ve parmak uçlarınıza. gönlümün gözenekleri o kadar tıkanmaya yüz tuttu ki, nefes alırken bile zorlanıyorum bu fiziki dünyada. birbirimize tutunalı tam 8 ay olmak üzere ve bu süre zarfında ve de yaşamımı sürdürdüğüm 360 ay içerisinden geçerken bu denli tıkandığımı hissetmemiştim. 

yalanlar, ihtiraslar, akıl oyunları, kalb kırılmaları, iftiralar, manipülasyonlar, hatalar, hastalıklar, yanlışlar, doğrular, terbiyesizlikler, iyilikler, iyiler, kötüler, çirkinler, kötülükler, akıl tutulmaları, şaşkınlıklar, karakterler, karaktersizlikler, duruşlar, bakışlar, sesler, konuşmalar, konuşmalar, konuşmalar, konuşmalar, konuşmalar, konuşmalar, konuşmalar, konuşmalar... içerisinde hava yüreğime her geçen gün daha koyu karardı bayan nightingale.

bayan nightingale, martıya benzeyen elleriniz o kadar önemli ki; bir dokunuşunuz  bana mutluluğu getirmeye yetiyor çünkü. çünkü insan denen varlık, mutlu olunca çalışıyor ve üretiyor. 

maddi bir amaç uğruna, bir kalb kırıldığında evren bunu kabul etmez. kalbi kıran kişi o an kazandığını zannetse de gerçek olan, onun insanlığını kaybettiğidir ve o insan ölene dek mutlu olamayacaktır. 

özce, gerçeği arayan bir zombi filminin ortasında karanlık ve beni kucaklayan ellerinizle dolu bir odadan yazıyorum size bu satırları bayan nightingale. parmak uçlarınızdan öpüyorum.

5 Temmuz 2013 Cuma

.

06.06.2013: Şu an 29 yaşındayım ve az önce bitirdim "Küçük Prens"i sayenizde Bayan Nightingale. Bu günlerde yeni yeni kozasını delmeye çalışan bir ipekböceği görüyorum uykularımda. 

2 Nisan 2013 Salı

sizinle iletişimimiz tahterevalli üzerinde sırtı dönük iki insanı düşündürüyor bana her seferinde. denge o kadar hassas ki; ben ne zaman yüz yüze dönmek için sabırsızlanıp vücudumu kımıldatsam siz cenin şeklini alıyorsunuz.
birbirimizi bu dev parkın iki ucundaki aynalardan takip ediyor, sizin cenin şeklindeki kapanışınızı gördükçe konuşmayı bırakıp, vücudumu ürperten rüzgara kaptırıyorum kendimi.
konuşmuyorum sanki yıllarca ta ki siz tekrar doğrulup normal dünyaya dönene dek, tahterevallinin üzerinde.

belki gün gelir de yüzyüze bineriz diye bekliyorum tahterevalliye...


24 Mart 2013 Pazar

''durup dururken seviyorum işte. sevip duruyorum.'' diye yazmış Oğuz Atay. bana sizi hatırlattı bu dizeler. kendi kendime tebessüm içerisinde olduğumu farkettim, sonra kendime çeki düzen verdim. biliyor musunuz bayan nightingale; bazen çok zorlanıyorum size karşı harekete geçen duygularımı dizginlerken.

içimde bir tarla var ve o tarlada açan çiçekler. siz o tarladan geçip gidiyorsunuz her sabah her akşam her pazar, pazartesi, salı... bastığınız çiçekleri toplayıp kurutuyorum. sonra kavanozlara dolduruyorum onları. kavanozları göğsümün derinliklerine yolluyorum devrisi sabahları. uykularımdan uyandığımdaki o kısa süreli sıkıntılarım sanırım bundan kaynaklanıyor.

içimde bir mühür var bayan nightingale, üzerinde isminiz yazan.

23 Mart 2013 Cumartesi

az sonra kapıdan içeriye adım atma ihtimaliniz o kadar muhteşem ki, bayılıyorum bu huzursuzluğa. şimdi  bu müzik eşliğinde bekliyorum sizi ve benlerinizi.

13 Mart 2013 Çarşamba

size anlatmak istediğim o kadar çok duygu var ki; sanki ilk kez yaşıyormuşum gibi. yumurtanın içinden can havliyle çıkan bebek gibiyim sanki.

baksanıza üç cümleyi doğru şekilde bir araya getiremiyorum. fragmanlar dolanıyor evrenimde ve bazen uçsuz bir korku sarıyor bedenimi, sizi düşününce. sonra hissizlik başlıyor sıtmalı bir hastalıktan çıkar gibi.

arzular, idealler ve egoların savaşında yorgun düşüyorsunuz zaman zaman; şöyle bir kenara oturup bir bardak su içmenizi ve Ravel'in Bolero müziğiyle zihinizi rahatlatmanızı salık veriyorum..

12 Mart 2013 Salı

''bilmiyorum ya... bu konuda ne desem çok saçma'' dediğinizde bende oluşan yürek ağrısı bütün eklemlerime hasıl olup sanırım bütün hayatımı etkileyebilecek türdendi. ya da benliğim bana yine bir oyun içerisinde beynimi de kandırmıştı.
sizin ellerinize dikkat ettim de geçen gün vapurda, bir martı inceliğinde süzülmekteydiler gözlerimin önünde.