kapkaranlık bir sabahtan günaydın size bayan nightingale.
hiç olmadığım kadar ihtiyacım var ellerinize; ayalarınız ve parmak uçlarınıza. gönlümün gözenekleri o kadar tıkanmaya yüz tuttu ki, nefes alırken bile zorlanıyorum bu fiziki dünyada. birbirimize tutunalı tam 8 ay olmak üzere ve bu süre zarfında ve de yaşamımı sürdürdüğüm 360 ay içerisinden geçerken bu denli tıkandığımı hissetmemiştim.
yalanlar, ihtiraslar, akıl oyunları, kalb kırılmaları, iftiralar, manipülasyonlar, hatalar, hastalıklar, yanlışlar, doğrular, terbiyesizlikler, iyilikler, iyiler, kötüler, çirkinler, kötülükler, akıl tutulmaları, şaşkınlıklar, karakterler, karaktersizlikler, duruşlar, bakışlar, sesler, konuşmalar, konuşmalar, konuşmalar, konuşmalar, konuşmalar, konuşmalar, konuşmalar, konuşmalar... içerisinde hava yüreğime her geçen gün daha koyu karardı bayan nightingale.
bayan nightingale, martıya benzeyen elleriniz o kadar önemli ki; bir dokunuşunuz bana mutluluğu getirmeye yetiyor çünkü. çünkü insan denen varlık, mutlu olunca çalışıyor ve üretiyor.
maddi bir amaç uğruna, bir kalb kırıldığında evren bunu kabul etmez. kalbi kıran kişi o an kazandığını zannetse de gerçek olan, onun insanlığını kaybettiğidir ve o insan ölene dek mutlu olamayacaktır.
özce, gerçeği arayan bir zombi filminin ortasında karanlık ve beni kucaklayan ellerinizle dolu bir odadan yazıyorum size bu satırları bayan nightingale. parmak uçlarınızdan öpüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder